Wembley’de bir jübileye asla ‘hayır’ diyemem”

Türkiye’de, “Şampiyonlar Ligi” ve “spor spikerliği” denilince akla ilk gelen isim olan Sabri Ugan, Vuvuzela Sports’a özel açıklamalarda bulundu.

0 Yorum Sercan Yılmış
Wembley’de bir jübileye asla ‘hayır’ diyemem”

REKLAM

Başarılı maç anlatımlarıyla akıllara kazınan Sabri Ugan, ekibimizden Sercan Yılmış’a özel açıklamalarda bulundu.

Sabri Ugan, “Yeniden maç anlatmamı kalpten isteyen herkese teşekkür ederim. Ne yazık ki; içimde maç anlatmaya dair bir heves yok. Fakat, çocukluğumun statlarından Wembley’de bir jübileye asla ‘hayır’ diyemem” dedi.

Ugan… “Türkiye için bir spikerden ve bir spor insanından çok daha fazlası” olarak yer edindi hafızalarımızda… Bir topluma ve ülkeye, “Spor sektöründe yer alan örnek karakter nasıl olmalıdır?” sorusunun yanıtını verdi, vermeye de devam ediyor. Onu yalnızca sesiyle değil, Şampiyonlar Ligi Özel programıyla ekranlarda yer aldığı cumartesi günlerindeki unutulmaz samimiyetiyle de zihinlerimizde yaşıyoruz.

“ŞAMPİYONLAR LİGİ ÖZEL” ARTIK YOUTUBE’DA!

Hiç tanışmadan, hiç yüz yüze gelmeden tüm futbolseverlerin, “Sabri ağabeyi” olmasıyla bilen Sabri Ugan, ricamızı geri çevirmedi ve Vuvuzela Sports’a çok samimi açıklamalar yaptı.

Şimdilerde, “Şampiyonlar Ligi Özel” programına, etkileyici içerikleriyle kitlelere seslenmeye devam ettiği YouTube kanalında yeniden hayat veren Ugan; daha önce hiç kimseye anlatmadıklarını, anılarını, Türk futboluna bakış açısını ve yeni nesillere tavsiyelerini paylaştı.

Şimdi sizleri Sabri Ugan’ın gözünden bir ‘zaman yolculuğu’ şeklinde geçen söyleşimizle baş başa bırakıyoruz…

“SPİKERLİK AŞKIM 13-15 YAŞLARIMDA BAŞLADI”

* Sorularımızı yanıtlayıp bizleri onore ettiğiniz için çok teşekkürler Sabri Bey. Efsane olmayı başardığınız spor spikerliği mesleğine nasıl başladınız? Sabri Ugan, spor spikeri olmayı ilk defa ne zaman hayal etti mesela?

- Öncelikle senin aracılığınla herkese sevgilerimi gönderiyorum Sercan… Çalışmadığım bir yerden geldi soru. Eğer “Ne zaman gazeteci olmaya karar verdin?” diye sorsan cevap belliydi. Babama, “Ben Moskova Olimpiyatları’nı seyretmeye gideceğim” dediğimde, yüzüme attığı bakışla kesin kararımı vermiştim. Sporun tam da içinde bir adam olacaktım.

- Ne zaman hayal ettim sorusuna gelince… Çocukluk ve gençlik dönemimde neredeyse her sporu yaptım. Tam bir sporcuydum. Ter dökerken bir yandan da kuralları hafızama yerleştirdim. Eğer bir şekilde depoladıysam, 13-15 yaşlarım arasında böyle bir hevesim var demektir. Çünkü; hayatın kaç GB’lık alan gerektirdiğini bilemiyorum ki; o yüzden hafızamın kapasitesini depolama anlamında çok zorlayan biri değilim. Önemliymiş demek o bilgiler…

“ŞAHANE BİR ÖĞRETMEN OLABİLİRDİM”

* Spiker olmasaydınız hangi mesleği yapmak isterdiniz?

- Zaman zaman bu soruyu ben de düşünüyorum. Başlarda, mesleğe ilk başladığım yıllarda soğuk terler döküyordum. Çünkü bunun için doğduğuma inanıyordum. Geniş tanımla; medyada yer almasaydım sudan çıkmış balık olurdum. Fakat insan yaş alınca böyle olmadığını görüyor…

- Şahane bir öğretmen olabilirdim mesela… Bir okulun ya da kulübün spor koordinatörlüğünü çok yakıştırırdım kendime… İyi bir yazar da olurdum, yeteneğim var o konuda. Aslında o iş askıda duruyor. Zamanım olduğunda ikinci, üçüncü kitap da gelecek.

“NEW YORK’TA BİR TÜRK VE BEN…”

* Sürekli olarak farklı ülkelerde bulundunuz, yaşadığınız komik veya üzücü anlardan aklınızda en çok kalanlar hangileri oldu?

- İlk aklımda kalan anılarla başlayayım o zaman.  New York’ta Manhattan’da yürüyorum… Yorgunum felaket şekilde… Ama kısıtlı zamanım olduğu için uyumakla zaman yitirmek istemedim. Gözlerim kapanıyor öyle söyleyeyim. Ayakta rüya görüyorum… Diyor ki adamın biri, “İstanbul’dan beklediğim evrak gelmedi. Ne yapacağımı bilemiyorum” diyor… Allah Allah… Hayatımda böyle bir durumla ilk kez karşılaşıyorum. “O evrak olmazsa işlemleri halledemem anlıyor musun? Halledemem. Ya kaybolduysa…”

- Sonra ne olduysa kendime geldi. Rüya görmüyordum, adamın biri yanımda telefonla Türkçe konuşuyordu!

“ÜNÜM, OKYANUS SINIRLARINI AŞMIŞ…”

- Aynı günün akşamı, Broadway’da, Phantom Of The Opera’ya, inanılmaz ucuz bir paraya ve altıncı sıradan yer buldum. İnanılmaz görkemliydi her şey… Sonra bir şangırtıyla yerimden fırladım, çığlık çığlığa… Avize düşme sahnesi var meşhur… Öyle bir gürültüyle inmiş ki aşağı, o şangırtıya uyanmıştım. Hayatımda bu kadar utandığımı hatırlamıyorum.

- Ertesi günü San Diego’ya uçtum. Uykumu almıştım ama bu kez karnım çok acıkmıştı. Bir İtalyan restoranı gördüm yolun karşısında… Tam adım attım caddeye ki; “Sabri abiiiiiii!” diye bir sesle irkildim. Work and travel uygulaması hala yaygın mı bilmiyorum. San Diego’da, okyanusunun ötesinde, çek-çek (bir tür bisiklet) süren üniversite öğrencisi genç beni tanımıştı. “Vaaaay “dedim. “Ünüm okyanus sınırlarını bile aşmış” desene… İlginçti, güzeldi. Bak bunları sanırım ilk kez anlatıyorum. Futbolla ilgili anılar web denizinin dalgalarıyla kıyıdan kıyıya vuruyordur.

“YOUTUBE’DA ORİJİNAL İÇERİKLER ÜRETMEYİ SEVİYORUM”

* Hiç durmadan üretmeye devam ediyorsunuz. Mevcut projelerinizden bize bahseder misiniz?

- Bu tanımlamayı çok sevdim. “Hiç durmadan üretmek…” Teşekkür ederim farkındalığınız için. Bugünlerde YouTube kanalıma orijinal içerikler üretmekle çok yoğunum… Hatta son olarak Şampiyonlar Ligi Özel Programı’nın çok beğeni alması beni fazlasıyla mutlu etti. Evet, izlenme sayımız yüksek değil henüz. Ama yaklaşık 3 ay sonra iyi yerlerde olacağız.

- Bunun dışında pek fazla zamanım yok çünkü, büyük oğlum Doruk’tan (1998 doğumlu) yaklaşık 20 yıl aradan sonra yeniden baba oldum. Tüm zamanım onlarla geçiyor.

“TÜRKİYE’DE YÖNETİCİ PROFİLİMİZDE SORUN VAR”

* Futbol kulüplerinin iletişim yönetimi hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu bir eğlence sektörü ama Türkiye'de tam aksine kapalı kapılar arkasında her şey. Bu konu hakkındaki görüşlerinizi merak ediyorum.

- Türkiye’de futbolun aktörleri teknik adam ve futbolcular olsa da; filme benzetecek olursak, rolü yöneticiler veriyor. Kendi adıma ülkemin spor sorunlarıyla ilgili konuşulmadık, tartışılmadık bir derdi olduğunu düşünmüyorum. Teknik adamlar ellerinde bavul oradan oraya savrulurken, futbolcular ‘yetenekleri’ çerçevesinde rollerinin hakkını vermeye çalışırken sorunlar çözülmüyorsa bizim yönetici profilimizde sorun var demektir. Şöyle bağlayayım konuyu: “Güzel ülkemin dinamik, ego sorunu olmayan, bilgili, eğitimli, iletişimin ve eğitimin önemini bilen” yöneticilere ihtiyacı var…

“ŞAMPİYONLAR LİGİ TADIM, DAMAKTA KALSIN İSTERİM”

* Şampiyonlar Ligi deyince akıllara direkt siz geliyorsunuz, bu konu hakkındaki görüşünüz ne? Şampiyonlar Ligi'nde tekrar maç anlatmanız dahi isteniyor. Bunun gerçekleşmesi mümkün mü?

-Öncelikle, yeniden maç anlatmamı kalpten isteyen herkese teşekkür ederim. Ne yazık ki; içimde maç anlatmaya dair bir heves yok. Çünkü, mesleğim bana hayatımın en güzel anılarını verdi. Şampiyonlar Lgi’nde unutulmaz maçlar, finaller anlattım. Tadım (varsa öyle bir tat) damakta kalsın istiyorum. (Başka sebepler de var ama konuyu uzatmayalım) Yeniden maç anlatmayacağım. Ama hep söyledim, bir kere daha tekrarlayım, çocukluğumun statlarından Wembley’de bir jübile maçına asla ‘hayır’ demem.

 

“GENÇLER FIRSATI KOLLARKEN, HEP HAZIR OLSUNLAR”

* Gelecekte sizin mesleğinizi yapmak isteyen kişilere neler tavsiye edersiniz?

- Bu konuda YouTube kanalımda özel bir yayın yapmayı planlıyorum. Sadece şu kadarını söyleyeyim. Geleneksel medya için yollar, kapılar, pencereler kapalı olsa da yeteneğin varsa kendi kanalının patronu olabilir, medya kuruluşlarından alacağın maaştan çok daha fazlasını kazanabilirsin. Bu konuda en önemli tavsiyem şudur: Fırsatı kollarken, beklerken hep hazır ol. Çünkü şans ortadan kaybolmaz, senin kaçırdığını bir başkası alır.

“KEŞKE ORADA OLSAM DEĞİL, İYİ Kİ ORADAYDIM!”

* Şampiyonlar Ligi özel programını sunduğunuz dönemi hatırlayınca neler hissediyorsunuz?

- Şampiyonlar Ligi çok özel bir dünya. O zamanları düşündükçe aklınıza önce gurur gelir. Orada olmak için iyi olmak gerekir çünkü… Sonra minnet duygusu gelir. Milyonlarca insanın hayal ettiği ama sınırlı sayıda insanın ulaştığı yerdesinizdir. Ve elbette kalite gelir. Kalitenin tesadüf olmadığına bir kez daha inanırsınız. Tüm bunların yanında, “Keşke yeniden ortada olsam yerine, iyi ki oradaydım “derim kendi kendime… Paha biçilmez zamanlardı onlar… İyi ki oradaydım…

“SPOR MEDYASINDA GELECEK SOSYAL MECRALARDA…”

* Spor basını hakkındaki düşüncelerinizi paylaşabilir misiniz?

-Spor basını da evrilmek, yönünü değiştirmek zorunda. Artık haber sosyal medyada anında veriliyor. O zaman yorum ön plana çıkıyor, ilgi çekici röportajlar, kaliteli ama heyecan verici tartışmalar… Geleneksel medyanın; yaptığı her şeyi yapan, hatta daha fazlasını sunan, ucu bucağı olmayan bir rakibi var. Dahası ve işin ilginç yanı muhabirleri, yorumcuları da o dünyanın içinde… Gelecek o dünyada…

VUVUZELA SPORTS-SERCAN YILMIŞ

REKLAM

BENZER HABERLER

Yorum Yaz

Küfür, hakaret, rencide edici ve büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmayacaktır.

Toplam Karakter: 0

0 YORUM